66. Sone

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var ya, o koyuyor adama.
                                          W. Shakespeare

 

Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,      
Kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanındır!
                                       Neyzen Tevfik

 

MEVLANA CELALEDDİN RUMÎ

MESNEVİ’DEN SEÇMELER: Gökyüzüne Merdiven,

OM Yayınları 2002

  KENDİNİ BİLMEK

 "Seni burada kimse bilmiyor" diyerek aşağıladı bir dervişi aşağılık adamın teki.

Derviş şöyle cevap verdi: "Halk bilmiyorsa de ben çok iyi biliyorum kim olduğumu.

Eğer aksi olsa dert olurdu. Ya onlar görseydi, ben kendimin körü olsaydım?

Say ki ben ahmağım. Ama benim ahmaklığım daha iyi kabalıktan ve taş kalplilikten.

Bu sözü de senin zannına göre söyledim. Yoksa akıllıyım hem de nasıl."

 KİBİR NEDİR?

 Kibir nedir? Kendinden habersizliktir!

Güneşten haberi olmayışı gibi buzun

 

AYNA SEVERLERE BİRKAÇ KELAM

Kendini mükemmel sanan

Kanat açamaz

Tanrı katına

Ey naz sahibi

Canının içindeki mükemmellik zannından

Daha kotu bir hastalık yok

Çıkana kadar senden

Bu kendini beğenmişlik

Kan akar

Gözünden ve gönlünden

MERHAMET EDİN

Merhamet edin!

Şu üç kişiye

Taş olsanız bile” dedi peygamber.

Baş olduktan sonra itibarsız kalana,

Zenginken yoksul düşene

Ve üçüncüsü

Eblehlerin arasında kalmış bilgine.

ÖFKEYE DAİR

 

Öfke ve şehvet

Şaşı yapar adamı

Çevirir ruhu doğru yolundan

Garez gelince

Hüner kaybolur

Yüzlerce perde iner

Gönülden göze

 SONA DAİR

Üç yoldaş var
 
Sana zamanda
 
Biri, vefalı, ikisi vefasız.
 
Arkadaşların biri

 

Malın mülkün diğeri

Üçüncüsü yaptığın güzel işler.

Mal senle evin kapısına kadar bile gelmez

Arkadaşların gelir

Ancak mezarının başına kadar

Sen öldüğünde hal diliyle gelip önüne

Derler ki bundan ötesine yoldaş değilim

Mezarının başına dikilirim

Güzel işlerinse vefalıdır

Onlara sarıl sıkıca

Seninle lahdin içine kadar gelen onlardır.

 NE SAYFA KALDI, NE GÜZELLİK

NE IŞIK

NE DE GÖKYÜZÜNE GİDECEK BİR YOL

 

 

I.M. PANAYOTOPULOS

BENZERSİZ MEVLANA

Çev: Kriton Dinçmen

Arıon Yayınevi, 2.b, 2003

 “...Sevgi’nin ta kendisi olan Tanrı, Mevlana’nın ruhuna ve aklına konuştu. Düşün, belirsizliklerin keskinleştirilip, düzeldiği o büyülü işlektir. Ve, sevgi, kendi içinde belirliliği de kapsar. Sevgi ile, ölümü sevecek kadar cesaretin en uç noktasına; nefret ettiğin her şeyi sevecek kadar aşağılanmanın en alt sonuna inebilirsen....yani, insan olma tayfının birbirine karşıt her iki ucuna-ikisi de aynı anlama gelir- erişebilirsen, zaten başka hiçbir şeye ihtiyacın olmaz. O zaman sen,  doymaz açlığının ve de dinmez susuzluğunun içinde kaftanın ve de tacın ta kendisi; sonsuz çirkinliğin içinde benzersiz güzelliğin ta kendisi; kaybolmuş dünyaların içinde var oluşun ta kendisisin”. (s. 60)

 “Otuz kasım bin iki yüz kırk dört. Birisi Mevlâna’yı kurtarmıştı; o, Tebrizli Şems idi. Birisi de, Şems’i kurtarmıştı; o, Horasanlı Mevlana Celaleddin-i Rumî idi. Kanaatimce bu rastlaşmanın altında çok önemli bir gerçek yatmaktadır: O da insanın kurtuluşunun, ancak, başka bir insan tarafından gerçekleştirilebileceğidir. Şefkat, o tatlı sevgi! Zamanımızda dostluk kavramı yozlaşmış, anlamını yitirmiş boş bir kelimeden başka bir şey değildir” (s.162).

 

 

IRVIN YALOM

 NIETZSCHE AĞLADIĞINDA,

 Ayrıntı Yayınları, 13. Basım, 2002

....Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır. Kendi kendini sorgulamadan daha kutsal bir şey olabilir mi?

 ....Neysen o ol. Gerçekler olmadan kişi kim ya da ne olduğunu nasıl keşfedebilir?

...Her insan gerçeğin ne kadarına dayanabileceğini seçmeli...

...Ümit mi? Ümit en son kötülüktür...

Zeus’un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit...

Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.

...Ölüm güç bir şeydir. Ölümün son iyiliği bir daha

ölümün olmamasıdır.

....Kemikleri, eti, bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa, ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kaplanmıştır: kibir ruhu kaplayan deridir.

...Kendi kurallarına uymayan insanların başkaları tarafından yönetilme(si) (kaçınılmazdır)...

Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok, hem de çok daha kolaydır.

 

 

KRİTON DİNÇMEN

HEYBELİADA’DA TANRI VE ADAM

Büyüklere Bir Masal

Arion Yayınları, 2003

 …“Uzun bir sessizlikten sonra ‘Büyük Sedir Ağacı’ndan beklenen ilk soru geldi…

—Sana bahşettiğim ve Yaşam denen o olağanüstü macerayı nasıl geçirdin?”  (s.34)

“—Sana bir şey daha soracağım; sana verilmiş olan yaşamın ta kendisi olan en önemli armağanı…erkeklik tohumunu ne yaptın? Onu haz ve yaratıcılık arzusuyla dolu hangi dişiye aktardın? Onu yaratılmış olmanın ve yaratıcılığın temel öğesi olan, sevgi-aşk-sevişme-yaratma dörtgenine harcadın mı? Yoksa, o tanrısal hazzı üstünden geçen mermilerden korunmak ve de karşındaki Sen’i yok etmek için fırsat kolladığın o pis fare lağımlarında miskincesine kendinle okşanarak çamurlara mı boşalttın? Dişinin o çıldırtan kokusunu hiç yaşadın mı? Sevişme denilen o gerçek kutsal törenin ardından, sevilenin çıplak karnına başını dayayıp hiç uykuya daldın mı? Ve…biraz sonra uyandığında Tanrı ile tekleşme duygusunu hiç yaşadın mı?... 

Adam susuyordu. Ağzında bir şeyler geveliyor, ama oradan söz çıkmıyordu”…(ss. 44-45)