Krizalit, Copyright 2005
İNTERNETTEKİ HABERLERİN VE ARAŞTIRMALARIN GÜVENİLİRLİĞİ ÜZERİNE:
KALKINMA AJANSLARI YASA TASARISI ÖRNEĞİ
Doç. Dr. Alkan SOYAK
Marmara Üniversitesi, İktisat Bölümü
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de internet, insan yaşamanı ilgilendiren hemen her alanda enformasyona ulaşmanın yegâne araçlarından birisi oldu. Telekomünikasyon altyapısında gerçekleşen iyileşmelerle birlikte her geçen gün daha fazla insan bu “küresel enformasyon şebekesi”nden yararlanabilir hale geldi. Bu durumun çeşitli alanlardaki olumlu ve olumsuz yansımaları özellikle son 4–5 yıldan beri Türkiye için de geçerli olmaya başladı. Bu konuda yaşanan olumsuz gelişmelerin ortaya konması ve tartışılması, özellikle bu gelişmelerden etkilenen kesimler tarafından dile getirilmesi gereği, internetin gelecekte daha sağlıklı bir küresel enformasyon ağı olarak biçimlenmesinde kritik rol oynayacaktır diye düşünüyorum. Bu konudaki tepki mekanizmalarını kanımca iki grupta sınıflandırmak mümkün:
İnternet ortamında gerçekleşen; kişileri, kurumları ve hatta ülkeleri hedef alan hakaret, iftira, istismar içerikli yayınların zaman zaman dozajının arttığına, hatta bazı ünlülerin kin ve öç alma güdüsüyle ilginç deneyimlerini bu ağ üzerinde arzı endam ettirdiklerine şahit oluyoruz. Ülkemizde toplumun genel ahlak kurallarını zorlayan böylesi yayınların durdurulması ve sorumlularının cezalandırılması adına gerekli yasal düzenlemelerin tatonnement bir yaklaşımla, yavaş da olsa, bir şekilde kurumsallaştığını izliyoruz. Aslında toplumun genel ahlak kurallarını ve tahammül sınırlarını zorlayan böylesi site ve yayınların ortak bir paydada tepki bulup, yine internet üzerinden bazı denetleyici ve cezalandırıcı mercilere yansıtılması gereği istisnasız hepimizi bağlayan bir yurttaşlık görevi olarak karşımızda duruyor. Bu tepki mekanizmasının birinci ayağı, internet üzerinde sivil ve kamu tepki platformlarının oluşturulmasını ve yasal müeyyidelerin yanı sıra böylesi baskı gruplarının hayata geçirilmesini gerektiriyor.
Çözüm olarak benzer bir yapılanmayı içerebilecek diğer ayakta ise bu sefer internette daha spesifik ve belirli alanları ilgilendiren sorunlarla karşı karşıyayız. Bunların aşabilmesi adına, daha ziyade çeşitli meslek grupları ve ilgili kesimlerin bizatihi kendisini etkileyen alanlarda yeterince hassasiyet göstermesi ve gerekli tepkiyi vermesi, kaçınılmaz bir tavır olarak öne çıkıyor. Örneğin, çeşitli illegal sitelerden MP3, sinema filmleri ve edebi eserlerin ticari amaçlarla yayınlanması ve bunların yarattığı telif hakları meselesine yönelik platformlar gibi.
Bu bağlamda, mesleğim gereği özellikle akademisyenleri ve araştırmacıları ilgilendiren ve internet ortamında hâkim olmaya başlayan iki trende dikkat çekmeyi ve bu konudaki tepki platformu eksikliğine vurgu yapmayı amaçlıyorum. Aslında bu iki trendin de talep açısından çıkış dinamiği olan ortak bir davranış biçimi söz konusu; çok fazla zahmete ve maliyete katlanmadan, derinlemesine araştırma yapmadan, birincil kaynaklara ulaşmadan hızlıca bir takım yazılar yazmak ve tekrar internet ortamında (ya da diğer ortamlarda –örn: tez, makale ve bilimsel konferanslar dâhil!-) çeşitli kurumsal ve kişisel sitelerde yayın yaparak, çıkar ve itibar sağlama arzusu.
Birinci trendle başlayalım. Hızlı bir şekilde, araştırmadan ve zahmetsizce yaz(dır)ma hastalığı, özellikle internetteki bazı kötü niyetli sitelerin ticari amaçlarıyla örtüşünce akademik ortamın hem aynası olan, hem de bu ortamı daha da bataklığa çeviren ilginç uygulamalarla karşılaşıyoruz. Evet birinci trend olarak, akademik araştırma yaptırma adına profesyonel olarak çalıştıklarını iddia eden ödev ve tez-doküman siteleri ile onların müşterisi olan araştırmacıların giderek çoğaldığını gözlemliyoruz. İşin ilginci siparişe göre belirli bir ücret karşılığında ödev ya da tez yazdıklarını iddia eden bu sitelerin, aslında çeşitli akademik sitelerde yayınlanmakta olan ve yazarları ve yayınlandıkları yerleri belirli olan makaleleri, bildirileri, kitapları ya da tezleri, yazarlarının isimlerini silerek tekrar pazarladıklarını görüyoruz. Bu durum malum sitelerin telif ihlali yapmasının yanında “sahipli yazıları” anonimleştirerek, bu sitelerden yararlanan bazı öğrencilerin ve araştırmacıların elindeki çalışmaların bir “ateş topu” olarak ortalıkta dolaşmasına yol açıyor. Bunun neticesinde çeşitli üniversitelerde birçok öğrenci ve araştırmacının “intihal” nedeniyle ceza aldığına şahit oluyoruz. Bu konuya ilk defa dikkat çeken ve bir anlamda suç duyurusunda bulunan Çukurova Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. İsmail GÜNEŞ’in “İnternette Ödev ve Tez Sahtekârlığı” başlıklı makalesi, mevcut durumun fotoğrafını o kadar net çekmiş ve gereken mesajları vermiş ki, bu konuyu yeniden ele almak istemiyorum.
Ancak yazar ya da araştırmacı açısından aynı dinamiğe dayalı olmakla birlikte yukarıda bahsettiğim eylemler gibi ultra etik-dışı olmayan, ancak sonuçları itibariyle yabana atılmayacak hasarlar doğurabilecek ikinci bir trende daha dikkat çekmek istiyorum. Birincil kaynağa gitmeden ve araştırmadan yazmak ya da haber yapmak, hatta haber kopyalamak. Bu konuyla ilgili internet üzerinde inanılmaz örneklere rastlamak mümkün. Tek tek bunları ele almak için ne zamanımız, ne de sayfalar yeterli olur. Bu yüzden yalnızca geçtiğimiz günlerde yapmış olduğum bir araştırma vesilesiyle şahit olduğum bir örneği burada vermekle yetineceğim.
Aralık 2005’in ilk günleri itibariyle halen TBMM’de kabul edilmeyi bekleyen “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’, internetteki bazı sitelerde ve yine bazı yazarların ve hatta kurumların makalelerinde 2 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilmiş olarak yayınlanıyor. Hâlbuki aynı tarihli Genel Kurul’da 32 maddelik tasarının 25 maddesinin kabul edildiği ve Hükümetin ve Komisyonun yerini almaması üzerine tasarının oylamasının yarım kaldığını biliyoruz (Bkz; TBMM Meclis Tutanakları ve bkz; http://www.samanyoluhaber.com/include/sondakika_haber.php?sid=21703).
Google arama motorunda “Kalkınma ajansları yasa tasarısı kanunlaştı” cümlesi arandığında haberin kaynağının Dünya Gazetesi olduğu ve diğer sitelerin bu haberi olduğu gibi aktardıkları anlaşılıyor. (Bkz; http://www.dunyagazetesi.com.tr/news_display.asp?upsale_id=224953). Bu duruma tepki olarak yalnızca “Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği (YAYED)” isimli kuruluş, Dünya ve Akşam Gazeteleri’nde yasanın çıktığı haberinin yayınlandığını, ancak gerçekte yasanın yarıda kaldığını bir haberle işliyor (Bkz; Kalkınma Ajansları Yasası Çıktı mı, Çıkmadı mı? http://www.yayed.org/genel/bizden_listele.php?bizden_kod=2).
Ancak olayın kaynağına inmeyen ve yanlış haberin yaygınlaşmasına neden olan sitelerin bazılarına da dikkat çekmek geriyor:
http://www.memurlar.net/printnews.aspx?id=24463
http://haber1.com/haber.asp?id=84183
http://www.aydindenge.com/2005/07/04/ekonomi/index.htm
http://www.gap-dogu-kalkinma.com/bolkalkinma/1_Bol_kal_ajan.htm
Peki, sonuçta ne mi oluyor? Bakın bazı kurumlar ve yazarlar belki de yanlış yönlendiren bu tür ikincil kaynakların etkisiyle tasarı yasalaşmış gibi ne araştırmalar ve “Bildiriler” kaleme alıyorlar. Yalnızca birkaçına göz atalım:
Bkz; http://www.tunabeklevic.com/docs/Konusma_7_Ekonomi_Politikalari.doc
Ekonomistler Platformu, 7. Ekonomi Politikaları Sonuç Bildirgesi, Bkz; http://www.ekonomistler.com/modules.php?name=News&file=article&sid=185 (11.7.2005)
Kalkınma Ajansları'nın Değerlendirilmesi; Mevcut Ekonomik, Sosyal ve Bölgesel Durum (DPT)
Bkz; http://www.trinvest.com/nshow.php?newsId=1009&pageId=40&categoryId=52 (8.8.2005)
Sonuçta supranational bir ağ olan internette yelken açmak ve ihtiyacımız olan enformasyona ulaşmak arzusu, mayın döşenmiş bir okyanusta seyreden bir geminin kaptanı kadar dikkatli ve hassas olmayı gerektiriyor.
İlgililerin bilgisine…
Bahçelievler. 10 Aralık 2005
Not:
1-Bu yazı yayınlandıktan sonra bazı siteler, “bahis konusu kanun tasarısının” yasalaşmadığı ile ilgili düzeltme yapmış, bazı siteler de yayından kaldırılmıştır.
2- İlgili kanun 25.1.2006 tarihinde kabul edilmiş olup, Kanun Numarası 5449’dur. Kanun metni için bkz, Kalkınma Ajansları Kanunu