Başa
dön
Başa
dön
Başa
dön
Başa
dön
Başa
dön
Başa
dön
|
|
Gaspar David Friedrich Ve Dağdaki Haç
Şule Nurengin Beksaç, M.A |
"....vücut
gözünü, görüntüyü önce ruhsal gözünle
görebilmek için kapat. Sonra dışardan
içeriye aldığın diğerlerini etkilesin diye
karanlıkta gördüğün şeyi ışığa çıkart...
"
Caspar David Friedrich (
1774-1840 )
Avrupa Resim Sanatı yüz yıllar boyu ilginç
baş yapıtlarla beslenerek, değişen yüzyıllar
ve değişen fikirlerin yansıtıcısı olan
eserlerle zengin bir görünüm almıştır. Bu
eserlerin her biri yaratıcısı olan
sanatçılar kadar, yaratıldıkları sanat,
siyaset ve sosyal ortamları ve ideolojik
tavırları da yansıtan birer ayna teşkil
etmiştir. Bu noktada 18. Yüzyıl sonu ve 19.
Yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Alman
Ressamı Gaspar David Friedrich’in ‘’ Dağdaki
Haç ‘’ adlı yapıtı da benzeri bir rol
üstlenmiştir. Yaratıcısının hemen akla
gelen ilk yapıtı olarak anılması yanında
yapıldığı sürecin sosyal, dinsel ve politik
ortamına da damga vuran bir eserdir.
Sanatçının belki de geride kalan tüm diğer
eserleriyle, çağdaşlarının eserlerini de
gölgelemiştir.
Yapıtın ortaya konduğu süreç,
tümüyle Avrupa’nın yeni baştan kurulduğu,
Fransız İhtilali ve sonrasındaki uzun ve
zorlu bir aşama olarak karşımıza
çıkmaktadır. Yeni sosyal, kültürel, dini ve
politik değerlerin ve yeni bir milliyetçilik
ve özgürlük anlayışının oluştuğu bu süreç,
genelde pesimist ve melankolik bir sanat
atmosferinin belirsiz ve değişken yaşam
ortamıyla, korku dolu bir eylem ortamına
dönüşümüne temel teşkil ederek, ilginç
yapıtlar ortaya konmasına imkan vermiştir.
Caspar David Friedrich 1774
yılında bir Kuzey Almanya kasabası olan
Greifswald’da doğmuştur. 1763 yılında bu
kasabaya yerleşmiş olan babası sabun ve mum
imalatıyla uğraşan varlıklı ve aydın bir
kişiydi. Sanatçı oldukça iyi sayılabilecek
bir eğitim ortamı bulmasına rağmen çocukluğu
ve gençliğinde yaşadığı trajik olaylar
nedeniyle melankolik bir kişilik gelişimi
göstermiştir. Çok küçük yaşlarda annesini
kaybetmiş olan sanatçı, daha sonraki ilk
gençlik sürecinde erkek ve kız kardeşlerinin
de trajik ölümleriyle sarsılmıştır. Bu
olguların sanatçının ölüm ve geçicilik
konusuna duyduğu ilginin gelişmesinde içinde
yaşadığı Romantik Dönem kadar derinden
etkisi olmuştur.
Sanat eğitimine doğduğu
kasabada başlamış, Kopenhag Sanat
akademisinde tamamlamıştır. İlk yıllarından
itibaren sanat eğitimi boyunca Romantik
çevrelerle ilişkisi olan kişilerle teması
olan sanatçı bu ilişkilerini bizzat daha
sonraki yıllarda döneminin en önde gelen
sanat, politika ve düşünce adamlarıyla
kurduğu ilişkilerle pekiştirmiştir. Sanatçı
sanatsal üretimi boyunca bu ilişkilerinden
büyük yarar görmüş ve sanatsal üretimi de bu
kaynaklardan beslenmiştir.
Romantik Akım ’ın önde gelen
ressam, yazar, şair ve teorisyenleri ile
yakın ilişkiler kuran sanatçı, bu akımın
merkezi durumunda olan Dresden’e
yerleşmiştir. Bir çok demagog ve fikir
adamıyla sürekli iletişim içinde olan
Friedrich 1802 yılında ünlü Alman Şairi ve
fikir adamı Goethe ile de yazışmaya
başlamıştır. 1805 yılında Goethe ‘nin bizzat
desteklediği bir yarışmada iki sepya
çalışmasıyla ödül kazanmıştır. Bu başarılar
1810 yılında Berlin Akademisi’ne, 1816
yılında da Dresden Akademisi’ne üye
seçilmesiyle hız kazanmıştır. Bu üyelikler
sayesinde önemli bir güç ve Alman sanatçılar
üzerinde de bir etki sağlamıştır.
1818 yılında Cristianne
Caroline Bommer ile evlenen sanatçının,
çağının önde gelen fikir , sanat ve siyaset
adamlarıyla kurduğu ilişkiler iyice
yaygınlaşmıştır.
İnançlı bir Protestan olan
sanatçı Fransız Devrimi sonrasında Avrupa’da
oluşan kargaşa ortamından derin biçimde
etkilenmiştir. Yabancı güçlerin yayılma ve
mücadele alanı haline gelen milli
bütünlüğünü tamamlayamamış Almanya ortamında
şekillenmiş burjuva anlayışına paralel bir
milliyetçilik sergilemiştir. Özellikle
Napolyon Bonaparte’ın Avrupa üstündeki
Fransız yayılımcı ve hegomonyacı
politikasına karşılık, önemli bir Protestan
kurtarıcı olarak gördüğü İsveç Kralı VI.
Gustave Adolph’a yakınlaşmıştır. İsveç Kralı
ile kurduğu yakın ilişki ve bu krala duyulan
hayranlığını tarihi veriler ışığında anlamak
mümkündür. Bu noktada, 1824 yılında dünyaya
gelen oğluna Gustave Adolph adını vermiş
olması gerçekten dikkat çekicidir. Sanatçı
ve kral arasındaki bu ilişkinin ‘ Dağdaki
Haç ‘ adlı eserde önemli bir yansıması
bulunmaktadır.
Çıkış noktası olarak Veduta
prensiplerini benimsemiş olan Friedrich’in
her şeyden önce yurdunun manzaralarıyla,
geçmişini, geleceğini, tutsaklığını ve
şahlanışını sorgulayan, insan ve doğa, yaşam
ve ölüm, Protestanlık ve Fransa’nın temsil
ettiği Katoliklik, geçmiş ve gelecek,
tutsaklık ve bağımsızlık arasında gerçek
kimliğini araştıran bir kişililik
sergilediği belirgindir. Bu nedenle bütün
yapıtlarının Almanya ve özellikle de Kuzey
Almanya’nın görüntülerini yansıtması
doğaldır. Sanatçı her yönüyle Alman burjuva
ruhunun tam bir temsilcisidir.
1835 yılında ağır bir felç
geçiren Friedrich, zor geçen yıllar ardından
1840 yılında ölmüştür. Ölümünden sonra bir
süre unutulmuşsa da , Almanya’nın
bütünlüğünü sağlaması, milli kimliğinin
oluşmasıyla yeniden gündeme gelmiş ve önem
kazanmıştır.
Yapıtları tüm Romantik resim,
şiir ve felsefi oluşumlarda olduğu gibi
derin bir mistisizm yüklüdür. Doğayı
yüceltir, pitoreski sever, çizginin yerine
rengi yeğler. Manzarayı saf ruhsallığın ve
mistisizmin melankolik bir biçimde
kaynaştırılabildiği en etkin alan olarak
tercih eder. Hipnotize edici bir tarz
yakalar.
Doğayı ilahi olanın dışa
vurumu olarak ele alan tüm Romantik
sanatçılar gibi Friedrich de politik ve
ideolojik olgulardan yoğun destek alan bir
görsel dünya yaratmıştır. Yalnızlık dolu
olan bu yapıtlar esasında çoğulcu bir
sosyal atmosferin parçaları olmaktan başka
bir şey değildir. Bir kaos ortamında insan
ve kaderiyle baş başa kalarak, insanın
kaderine karşı ayakta kalma mücadelesi,
ıssız kıyılar, sonsuz ormanlar, yalçın
kayalıklar ve dağlar ile unutulmuş harabeler
ve megalitler arasından çıkarak güçlü bir
etki bırakmaktadır.
Bu noktada sanatçı renkler ve
görüntü parçalarında kendisinin ve çağının
oluşturduğu özgün sembolleri kullanmaktadır.
Bu nedenle, renklere ve yapıtın ikonografik
elemanlarına dikkatle yaklaşmak
gerekmektedir. Romantiklere ve Friedrich’e
göre manzara resmi doğanın tuval üzerinde
kayda geçirilmesi değil duyguların
canlanmasıdır.

Friedrich’in politik tavrı
genelde Liberalist bir burjuva demokratı
için tipik olan özellikler sergilemektedir.
Bu noktada da onun kimliğiyle özdeşen en
dikkat çekici eseri olan ‘ Dağdaki Haç ‘ bu
oluşum içinde anlaşılabilecek bir yapıttır.
‘ Dağdaki Haç ‘ ın 1808 de
sergilenmiş olduğunu bildiğimiz için yapım
tarihinin bu tarihin hemen öncesindeki yıla
denk düşmesi kuvvetle muhtemeldir. 1807
yılına kadar yağlı boya dışındaki malzemeyi
kullanan sanatçının bu eseri ilk önemli
yağlı boya çalışması olarak da dikkat
çekmektedir. Eldeki tarihi veriler ışığında
eserin, Friedrich tarafından gönüllü olarak
İsveç Kralı IV. Gustave Adolph’e armağan
edilmek üzere yapıldığı anlaşılmaktadır.
Sanatçının dönemin önde gelen fikir
adamlarından Weimarlı teolog ve sanat
tarihçisi Johannes Karl Hardwig Schulze (
1786-1869 ) ile yaptığı yazışmalar esnasında
bir mektubunda yapıttan bahsederek, amacının
Luther Protestanizmi ile ilgili olduğunu ve
merkezi öğe olarak da haçı vurgulamak
istediğini belirtmesi ilgi çekicidir.
Sanatçının kendisi ve yakın arkadaşlarının
çeşitli yazılarında daima Friedrich’in
eserlerinde derin anlamlar olduğunu ifade
etmeleri de bu hususta çok önemlidir.
Friedrich yazılarında ayrıca
bu resimle ilgili olarak ağaca çakılmış
İsa’nın sonsuz görüntüsü ile batan güneş
arasında ilgi kurmaktadır. Ayrıca İsa’nın
öğretisinde yer yüzünü hareket ettiren Baba
Tanrı’nın elindeki zamanın Eski Dünya’yı
ortadan kaldırdığından bahsetmektedir.
Haçın, Kurtarıcı İsa’ya olan sarsılmaz inanç
gibi kayanın üstünde inatla durduğunu da
vurgulamaktadır.
Eser gerçekçi olduğu
izlenimini veren görünümüne karşın derin bir
anlamlar dizgesine açılmaktadır. Doğal bir
görüntü değil tamamen sanatçının
duygularıyla doğayı yorumlamasıdır. Bu
noktada ressam için doğrudan yansıtılmış bir
doğa görünümü değil, duygulara göre seçilmiş
parçaların bütünlüğü önemlidir. Sanatçı
aldığı protestan eğitimi nedeniyle her
sanatın dinsel, doğanın bütün görünümlerinin
kutsal olduğuna, kutsallığın bir dağda, bir
ağaçta, bir çayırda dile geldiğine
inanıyordu. Böylece de doğa ‘ doğa
üstüleştirilirken çağın nihilizminden de
etkiler alarak sosyal ve politik mesajları
da ana bütünlüğüne dahil etmiş oluyordu. Bu
noktada 18. Yüz yıl sonundaki geleneksel
dini ve politik değerlerin yıkılmasına bağlı
olarak ideolojik bir amaç da ihtiva eden
yapıtlar eski dini geleneğin çöküşü ile
sanatta çok büyük başarılar ortaya
konabileceğini fark eden Romantik Sanatçı
kimliği için önemli bir ivme de sağlıyordu.
Geleneksel dini bir konunun
cesur bir uyarlaması olan eser, çarmıhtaki
İsa’yı batan güneşin ışıkları sararken İsa
ve bütünleştiği Haç doğa içinde dağılmakta
olan bir ruha dönüşmektedir. Tam bir
meditasyon aracına dönüşen doğa içinde
dağlar güçlü birer inanç sembolüdür.
Batmakta olan güneş kapanan bir dönemi
temsil etmektedir.
Haçın etrafında daima
yemyeşil olan renkleriyle hayatı simgeleyen
köknar ağaçları aynı zamanda bireysel insan
kimlikleri ile de örtüşen anlamlarıyla haça
gerilmiş olan ve onda bütünleşen insan
ümitleri gibi çağlar boyu dimdik ayakta
durmaktadır. Bu noktada, yapıtın politik
boyutu devreye girmektedir. Bir tür kapanan
dönemin sembolü olarak karşımıza çıkan batan
güneş teması içinde güneş ve ışık Katolik
Avrupa ile özdeştirilmiş olan Napoleon
Bonaparte ve Fransa ile mücadele eden
Protestan Kuzey Avrupa’yı temsil etmektedir.
Bu sebeple de Lutherci Protestan inancı
temsil eden en güçlü Kral olarak Almanya
topraklarında bile mücadele veren İsveç
Kralı IV. Gustave Adolphe önemle vurgulanan
bir yönetici olarak bu yapıtın hedef kişisi
olmaktadır.
Yapım amacı İsveç Kralı IV.
Gustave Adolphe için olsa da , eser Kont
Franz Anton Von Thun-Hohenstain ‘ın
mülkiyetine geçmiş ve Kuzey Bohemya’da
Tetschen Şatosu’nda yatak odasında ibadet
altarı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle
esere ‘ Tetschen Altarı ‘ adı da
verilmektedir.
Çağdaşları tarafından akademik ilkelere
karşı bir tavır olarak algılanan özgün ve
yeni ifade biçimleri denenmiş olması
nedeniyle eser önemli saldırılara uğramış ve
dışlanmaya çalışılmıştır. Bütün bu
engellemelere rağmen Prusya Kralı III.
Freidrich Wilhelm tarafından eserleri takdir
gören sanatçı 1810 yılında Berlin
Akademisi’ne üye seçilmiştir. Günümüzde bu
eser Dresden Şehir Sanat Kolleksiyonu’nda
korunmaktadır.
|
|
BİBLİYOGRAFYA |
Alexis, K
M E, ‘ The Landscape Genre In North
Europe: The Emergence Of A New Secular
Symbol ‘,
Athanor, 2, 1982, s. 11-17,
Bailey, C J ‘ Religious Symbolism In
Caspar David Friedrich ‘, Bulletin Of
The John Rylande University
Library, 71-3, 1989, s. 5-20,
Boime, A. ‘ Caspar David Friedrich :
Monk By The Sea ‘, Ars Magazine, 61-3,
1986, s. 54-63,
Borsch-Supan, H. Caspar David
Friedrich. London, 1976,
‘’ ‘’ ‘ Zur Deutung der kunst. Caspar
David Friedrich ‘ Münchner Jahrbuch
der bildenden
kunst, 27, 1976, s. 199-222,
Brinkmann, B. ‘ Zu Heinrich Von
Kleists’’ Empfindung Von Friedrichs
Seelandschaft ‘2’, Zeitschrift für
Kunstgeschichte, 44-2, 1981, s.
181-187,
Brotje, M ‘ Die Gestaltung der
Landschaft im Werk C. D. Friedrichs
und in der hollandischen
Malerei ‘’, 17. Jahrhunderts ‘,
Jahrbuch der Hamburger
Kunstsammlungen, 19, 1974,
s. 43-88,
De Chapeaurouge, D., ‘ Bemerkungen zu
caspar David Friedrichs Tetschener
Altar ‘, Pantheon, 39-1,
1981, s. 50-55,
Gartner, H. ‘ Zu einigen problemen der
Gotikrezeption in der Romantik ‘,
Wissenschaftliche Zitschrift
der Ernst Moritz-Arndt Universitat,
Griefswald, 29-273, 1980, S. 117-123,
Goldfarb, H T, ‘ Defining ‘’ Naive And
Sentimental ‘’ Landscape : Schiller,
Hackert, Koch And The Romantic
Experience ‘, Bulletin Of The
Cleveland Museum of Art, 69-9, 1982,
s. 281-296,
Grohn, H. W. ‘ Drei Denkmalsentwürlfe
Von Caspar David Friedrich ‘,
Niederdeutsche Beirage zur
Kunstgeschichte, 16, 1977, s. 121-132,
Gross, F Caspar David Friedrich.
Dortmund, 1994,
Hoch, K.L. ‘ Zu Caspar David
Friedrichs bedeutendsterm Manuskript
‘, Pantheon, 39-3, 1981, s. 229-
230,
‘’ ‘Der Sogennennte Tetschener Altar
Gaspar avid Friedrichs ‘, Pantheon,
39-4, 1981, s.
322-326,
‘’ ‘ Caspar david Friedrich, Ernst
Moritz Arndt und die Sogenannte
Demagogen verfolgung ‘,
Pantheon, 44, 1986, s. 72-75,
Jensen, J C Gaspar David Friedrich.
Köln, 1980,
Koerner, J ‘ Borrowed Sight : The
Halted Traveller In Caspar David
Friedrich And Willia Wordsworth
Word And Image, I-2, 1985, s. 149-163,
‘’ ‘ Caspar David Friedrich And The
Subjects Of The Landscape, New Haven,
1995,
Kröeger, M., ‘ Nahe Verwandtschaft Von
Himmel un Erde: Zur Utopischen
Erfahrung Vorzeit-Raumen
im Bild der Frühromantik und im dem
Fotobild im 19. Jahrhundert ‘,
Kritische Berichte,
11-1, 1983, s. 3-23,
Kunsthalle, Caspar David Friedrich.
Hamburg, 1974,
Marker, P ‘ Harro Harring und Caspar
david Friedrich ‘, Nordelbingen , 49,
1980, s. 17-28,
Mitchell, T., ‘ From Veduta To Vision
: The Importance Of Popular Imagery In
Friedrich’s Development
Of Romantic Landscape Painting ‘ Ars
Bulletin, 64-3, 1982, s. 414-423,
‘’ ‘ Bond By Time And Place : The Art
Of Caspar David Friedrich ‘ Art
Magazine, 61-3,
1986, s. 48-53
Mobius, F. ‘ Eldenas Erbewerte versuch
einer ikonologischen Bestimmung ‘,
Bildekunst, 8, 1979, s. 2-
6,
Möseneder, K ‘ Friedrichs ‘’
Kreidefelsen auf Rügen ‘’ und ein
barockes Emblem in der romantischen
Malerei , Zeitschrift für
Kunstgeschichte, 46-3, 1983, s.
313-320,
Neidhardt, H J ‘ Wanderer über dem
Nebelmeer und Caru’s Ruhe des Pilgers:
Zum Motives des
Gipfelerlebnisses in der Romantik ‘,
Ars Auro Prior, s. 607-612,
Omaha, M ‘ Uber des sog Grosse Gehege
Caspar David Friedrichs ‘, Zeitschrift
für
Kunstgeschichte, 67-1, 1984,
s.100-117,
Rautmann, P., ‘ Caspar david
Friedrich: Landschaft als Sinnbild
entfalteiter bürgerlicher
Wirklichkeitsaneignung ‘ ,
Kunstwissenschaftliche Studien, 7,
1979, s. 1-215,
Retharova, E. ‘ Bohemian Landscapes In
The Works Of Caspar David Friedrich ‘,
Konsthistorisk
Tidskrift, 47-1, 1978, s. 39-53,
Rosen, C. _ Zerner, H. ‘ Caspar David
Friedrich And he Language Of Landscape
‘, Rosen, C.- Zerner,
H: Romanticsm And Realism : Mythology
Of Nineteeth Century, New York, 1985,
s.
51-70,
Sala, C. Caspar David Friedrich: The
Spirit Of Romantic Painting. Terrail,
1994,
Schenk, H G The Mind Of The European
Romantics. London, 1966
Vaughan, W. ‘ Landscape And The Irony
Of Nature ‘, Art History, II-4, 1979,
s. 457-473,
Vignau-Wilberg, P ‘ Zur Deutung Von
Caspar David Friedrichs Kreidefelsen
auf Rügen ‘, Mitteilungen
der Gesellschaft für Vergleichende
Kunst6forschung in Wien, 34-3, 1982,
s. 1-6,
Von Simson, O ‘ Uber die Sybolische
Bildstruktur einigen Gemalde Von
Gaspar David Friedrich ‘, Ars
Auro Prior, s. 597-607,
|
|
|