dB 11. sayı / şubat 2003

Ana Sayfa + dB Yazılar Listesi + Künye  

 
Özgür Benlik ve Kişisel Tamamlanmışlık


Elif Özdemir
 
2002-2003 2. sınıf desen RR3 bB
©

 

İnsanoğlu için yaşam, temelde “bakma” eylemi içinde oluşur ve yoğunlaşır. Bu eylem kesintisiz ve süreklidir, zamanla ve mekânla dolaysız ilişki içindedir. Bu süreklilik ve dolaysızlık insanoğlunun kendisi için de geçerlidir.

Kimi insan; nesneler, olgular ya da ilişkiler aracılığı ile kendine bakmayı, pek beceremeyip dolaysız bakışlarla kendini tanımak ister. Yani kişi, iletişimde ve etkileşimde bulunduğu nesneleri tanımayı ve bu tanıdıklarının kendisinde yarattığı hem ussal hemde duyusal etkinliği kavramayı seçmez. Böylece de kişilik özelliklerini öğrenmeyi yeğlemez. Belki de bunu yapmaya doğası gereği üşenir. Daha çok formlaşmış bilgiler içinde “doğru” kabul edilen ideal diye benimsenen bilgi düzeyindeki edinimleri içinde kendini, olduğundan çok, olması gerektiği şekilde görmek ister, görmek istediği şekilde de göstermek ister.

Bir ideoloji besbelli toplumsal bir üründür. Açıkça saçma olan inançlara bile doğru diye bakılabilir ve bu bakış öylece sürdürülebilir, yeter ki grubun her üyesi onları kabul etsin ve bu kimselere çocukluklarından beri belli bir ideolojiye inanmaları öğretilmiş olsun. Herkesçe kabul edilmiş bir inançtan kuşkulanmak hiçbir zaman akla gelmeyecektir. Ne olacağımız bize öğretilmiş olsa bile, bir birey olarak bizler neysek onu olmaya hakkımız var. Kendi benliğimizi seçmeye, bu benlik başkalarınınkinden farklı olsa bile hakkımız var.  Duygularımız başkalarının tepkisine neden olsa bile duyumsamaya hakkımız var.

Biz çevremize, insanlara, bilhassa kendimize eleştirel bir yaklaşımla, analitik bir bakışla bakmadıkça toplumun bize dikte etmeye çalıştığı normlara boyun eğdikçe; kendimize gerçekten bakmayı, yani görmeyi ve düşüncelerimize önem vermeyi dolayısıyla bir nesne, bir olgu ya da bir kişi ile dolaysız bir ilişkiye geçmeyi başaramayız. Bu da bizi başka bir kişiye, bir ideaya bağımlı kılar ki bu da bir kişinin kendini var edebilme yolunda en büyük tehlikedir. Özgürlük içinde yaşamaya cesaret etmeliyiz ki özgür olalım. Ve Hegel’in dolaysız sözcüğüne verdiği anlamı azıcık anımsarsak, Baudelaire’in köklü benzersizliğinin dolaysız yaşamı olmayan bir adam oluşundan geldiğini hemen anlarız.

Bir şiir bu durumu yalın fakat çok güzel bir şekilde şöyle ifade ediyor:

 

“Ben ne saygısız ne de ayrıcalıklıyım,

Belki bir uzman ya da çok iyi olamam ama ben benim.”

 

“Benim mutluluğum kendi içimde

sen değilsin,

Bu yalnızca sen geçici olabileceğin için değil;

Ama aynı zamanda senin beni

Olmadığım şekilde istemen yüzünden,

Mutlu olamam değişirsem

Doyurmak için senin yalnızca senin egozmini

ya da hoşnut olabilir miyim

Düşünmediğim için sen beni eleştirdiğinde

Senin fikirlerini senin gibi göremediğim için?

Bana isyancı diyorsun;

Oysa ben senin fikirlerine her karşı çıkışta

          

Sen bana karşı başkaldırdın.

Senin aklını bir kalıba sokmaya çalışmıyorum,

Sen yalnızca sen olmak için

Çok sıkı çalışıyorsun, biliyorum

Bende sana ne olacağımı söylemene

izin vermiyorum,

çünkü ne olacağım üzerinde ben de

kendimi yoğunlaştırıyorum.”

 

“Söyledin benim saydam olduğumu

ve kolayca unutulacağımı

Ama, o zaman neden benim ömrümü

kullanmaya çalıştın

Kendine ne olduğunu kanıtlamak için?”

 

Gerçekten her kişi kendi içinde bir değerdir. Bizler kendimizi başkalarında bulamayız, bulmamalıyız da. Kendimizi bir değer olarak kabul etmedikçe, kendimize inanmadıkça, bireyselliğimizi vurgulamaya gücümüz yetmedikçe; tek başına duyamayan, göremeyen, hissedemeyen, düşünemeyen bireyler haline geliriz. Kendimize bir kahraman seçip onunla birlikte kendimizi var edip ömrümüzü tüketiriz.

Kendimizi olduğumuz gibi kabul edene dek, bizi tutsak edecek kahramanlar, Süpermenler ve tanrılar yaratmaya devam edeceğiz. Kahramanın özgür bir toplumda yeri yoktur. Özgür bir insanın kahramanları yoktur. (Gündüz Vassaf- Cehenneme övgü)

Bizim tüm gereksinimimiz neysek o, yani kendi mükemmel benliğimizde olmaktadır. Bütün gereksinimimiz bunu tanımak, geliştirmek ve eylem içinde yaşayarak sezinlemektir. (Leo Buscaglia- Kişilik)

Kaynaklar:
Gündüz Vassaf; Cehenneme Övgü
İsmail Tunalı; Estetik
Jean Paul Sarte; Baudelaire
Leo Buscaglia; Kişilik
Sıtkı Erinç; Resmin Eleştirisi Üzerine
Bozkurt Güvenç; İnsan ve Kültür

H62